TÜRK ANAYASA HUKUKU

Anayasa hukuku modern bir kelimedir. Çünkü devlet iktidarının sınırlandırılmasını içerir. Bizde de 19 yy. (1808) yılında devlet sınırlandırılmıştır. Bu yüzden Selçuklularda anayasa diyemeyiz.

ı.  Sened-i İttifak (1808)

ıı. Tanzimat Fermanı (1839)

ııı. Islahat Fermanı (1856)

IV. Kanun-u Esasi: Birinci Meşrutiyet (1876)

V. 1909 Kanun-u Esasi Değişiklikleri (İkinci Meşrutiyet)(1909)

 

OSMANLI ANAYASAL GELİŞMELERİ

İlk anayasacılık hareketidir.

Maddi anlamda anayasadır ancak şekli bakımından anayasa değildir.

Etki eden kişi Mustafa Paşa’dır.

Padişahın iradesinin sınırlanabileceği bu dönemde ortaya çıkmıştır. Ve kısmen padişah sınırlandırılmıştır. (Uzlaşma Olmuştur.)

İlk defa masaya oturulup bir senet imzalanmıştır. Ve anayasacılık dönemi Sened-i İttifak ile başlamıştır.

Sened-i ittifak bir giriştir. Yedi şarttan oluşmaktadır.

Giriş: Osmanlı Devleti’nin düzeni bozulmuştur. Devlet tekrar ayağa kalkmalıdır.

  1. Şart: Padişah ve Devlet’in otoritesini herkes kabul etmesi
  2. Şart: Asker ocaklarının padişaha itaati. (1.2.6. Şartlatın ortak özelliğidir.
  3. Şart: Vergi toplanmasına ilişkin emirlere uyma
  4. Şart: Sadrazama itaat
  5. Şart: Ayanların kendi toprakları dışına müdahale etmemesi. (Fukaraya eziyet edilmemesinden bahsedilmiştir)

Genel Kazanımlar: Fukara ve reaya ilk kez bir senette yer almış, vergilerde ölçülü olunması belirtilmiş ve fukaranın korunması şartlandırılmıştır..

Biçimi: Misak= Sened-i İttifak, hukuki biçimi olarak misak niteliğindedir.  Misak devlet iktidarını sınırlandıran iki taraflı belge, bir sözleşme, mukaveledir.

II. TANZİMAT FERMANI (Gülhane Hatt-ı Hümayunu)

Tanzimat Fermanı hak ve özgürlük beyannamesidir.

Maddi anlamda anayasadır ancak şekli anlamında anayasa değildir..

Ferman padişaha ait olduğu için padişah kendi kendisini sınırlandırmıştır.

Tanzimat Fermanı bir çok temel hak ve özgürlüğü tanımış diğer yandan devletin kullanılmasına ve sınırlandırılmasına ilişkin bir çok ilke kabul edilmiştir. Ancak bu haklar karışık ve dağınıktır. (Düzenleme Yapılmamış)

1- Mali güce göre vergi ilkesi

2- Devlet harcamalarının kanuniliği ilkesi

3- Irz ve namus (şeref ve haysiyet) dokunulmazlığı. (kişi hakları)

4- Ceza yargılamasına ilişkin güvenceler( yargılanma hakkı, yargılanmanın aleniği)

5- Asker almada adalet ilkesi

6- Can güvenliği (İdamda Ceza Hukuku yargılaması)

7- Mülkiyet hakkı

8- Müsadere yasağı (Suçlunun malına el koyulmayacak) Şahsilik ilkesi

9-Eşitlik ilkesi (Bütün Osmanlı dini ne olursa olsun kanunda eşittir)

10- Kanunun üstünlüğü İlkesi ( Padişah yargı yetkisinden vazgeçmiştir.)

Kanunların Hazırlanması= Meclis-i Ahkam-ı Adliye: Tanzimat ile kanunlar bu mecliste hazırlanacak padişah onaylarsa yürürlüğe konulacaktır.

Hukuki Niteliği: Fermandır. Anayasal belgedir.

Osmanlıda millet anlayışı vardır. (Devlet içinde ufak devletler.)

Tanzimat ile Osmanlıda yaşayan başka milletlerinde vatandaş olması yoluna girilmiş, Islahat ile tamamlanmıştır.

ISLAHAT FERMANI

İlk olarak Islahat Fermanı , Tanzimat fermanından daha kapsamlıdır. Islahat Fermanının ana hedefi, müslümanlar ile gayri müslimler arasında tam manasıyla eşitlik sağlamaktı. Din, vergi, askerlik, yargılama, siyaset, eğitim, memurluk gibi her alandaki fark kaldırılıyordu.

Özellikle vergi eşitsizliği de kaldırıldı. Osmanlı İmparatorluğu Islahat Fermanıyla tebaaya o dönem Avrupa ülkelerinde tanınan temel hak ve hürriyetlerin önemli bir kısmını tanımıştır.

Tanzimatta ki her şey kabul edilmiş, ona ek düzenlemeler getirilmiştir. Islahat Fermanı tamamlamıştır.

Islahat fermanı ile herkesin inanç özgürlüğü garanti altına alınmıştır. Kısacası din ayrımı ortadan kalkmıştır.

IV. KANUN-U ESASİ: BİRİNCİ MEŞRUTİYET(1876)

Kanun-u Esaside padişah sistemin merkezidir. Parlementer sistem sadece şablon olarak vardır. Yönetim olarak uzaktan yakından alakası yoktur. Kanun-u Esasi ne mutlak monarşi, ne parlemanter sistem, ne de anayasal monarşidir. Parlemantal sistemde hükümet meclise karşı sorumluyken, 1876 anayasasında hükümet padişaha karşı sorumludur.

Yani kurucu iktidar padişahtır. Ve hükümetin bütün üyelerini padişah atar. İlk anayasa ve katı anayasadır. Gerek şekli gerek maddi tam bir anayasadır. Halkın baskısından çok asker ve sivil bürokrasinin baskısı vardır. Ve batı yönlü olan bu anayasanın gelmesinde etkili olan kişi Mithat Paşa’dır. Kurucu meclis tarafından tek taraflı olarak ısdar edilmiştir. Yani fermandır. Kanun-i Esasi normlar hiyerarşisinde kanunların üstünde yer almakta ve kanundan daha zor değişmektedir. Ek olarak dini farketmeksizin herkes Osmanlı vadandaşıdır.

KANUN-U ESASİ TEMEL İLKELER

Osmanlı devleti bir monarşidir. Yani devlet başkanlığı (saltanat) ırsi olarak geçer.

Osmnalı devleti fedaral değil , üniter bir devlettir

Osmanlı Devleti’nin bir dini vardır

Osmanlı Devlet’nin resmi birdili vardır, memurluk için bilmek şarttır.

KANUN-U ESASİ TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER

Tebaa-i Devlet-i Osmaniye’nin Hukuku Umumiyesi başlığı altında;

m.8= Vatandaşlık hakkı          m.9= Kişi güvenliği        m.10= İbadet hürriyeti

m.11= Basın hürriyeti              m.12= Şirket kurma hürriyeti       m.13= Dilekçe hakkı

m15= Öğretim hakkı                m19= Mali güce göre vergi             m.20=Konut dokunulmazlığı

gibi haklar tanınmış ve hayata dair kanunlar netleştirilmiştir.

DEVLETİN TEMEL ORGANLARI

Yasama, yargı ve yürütme modern sistematiğe uygun olarak düzenlenmiştir.

YASAMA ORGANI (MECLİS-İ UMUMİ)

Yasama organının adı ” Meclis-i Umumi”dir. İki heyete ayrılır.

Heyet-i Ayan    Heyet-i Mebusan

Yani Osmanlı Meclisi iki meclisli bir parlementoydu.

Heyet-i Ayan= Günümüz senatolarına tekabül eden ikinci meclistir. Padişah atar.

Heyet-i Mebusan= Osmanlı tebaasından her elli bin kişiye bir temsilci verilirdi.

KANUN YAPMA USULÜ

Kanun teklifleri ilk önce padişaha iletilir izin istenirdi. Padişah izin verirse tasarı hazırlanır ve iki meclisin onayı olursa padişaha sunulurdu. Padişah İradey-i Seniyye ile tasdik ederse  kanun yürürlüğe girerdi. Padişahın mutlak veto yetkisi vardı.

YÜRÜTME ORGANI: Padişah ve Heyet-i Vükela

Kanun-u Esasinin kurduğu yürütme organı iki yapılıdır. Bir tarafta devlet başkanı olarak Padişah , diğer tarafta Hükümet vardır.

Padişah hakkında hiç bir şekilde dava açılamazdı.

Padişah yürütme organının başıdır ve bir çok yetkisi vardır. Kanunları veto etmesi, meclisleri fesih hakkı, bakanları atama, harp ve sulh ilanı gibi…

Padişahın mutlak sorumsuzluğu vardır. Yasama ve Yürütme padişahın elinde kalmıştır. Parlamento yetkiyi padişahtan alır. Dikkat edilmesi gereken bakanlar kurulu parlementer sistemde yaşamaya karşı sorumluyken Kanun-u Esaside bakanlar kurulu , meclis padişaha karşı sorumludur.

Heyet-i Vükela: Bakanlar kuruludur. (Hükümetin) başı sadrazamdır. Padişah tarafından  atanırlar ve padişaha karşı sorumludurlar.

Yasamaya her erkeğin seçme ve seçilme hakkı da  ilk defa Kanun-u Esasi ile resmiyetleştirilmiştir. Temsilciler seçilirken bölge sorumlusu olarak bütün Osmanlı’nın vekili olarak seçilir.

YARGI ORGANI

Kanun-u Esasi yargı organını mahkemeler başlığı altında incelemiştir. Yargı konusunda çok ileri düzeyde bir düzenleme vardır. Avrupa  ülkeleri ile aynıdır.

Sağladığı Güvenceler;

-Hakimlerin azlolunamayacağı ilkesi

-Mahkemelerin bağımsızlığı

-Yargılanmanın aleniliği

-Hak arama özgürlüğü

-Kanuni hakim güvencesi

Ve şunu da belirtmek gerekir ki yargı tamamen bağımsızdır. Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerin elindedir.

Kanun-u Esasi hakkında şunu belirtmek gerekir ki ne parlementer sistem ne mutlak monarşi, ne de meşruti monarşi vardır. çünkü padişahın yetkileri ne tam sınırlı ne de tam yetkidir. Yargı elinde olmadığından mutlak monarşiden çıktığını söyleyebiliriz. (Padişah merkezlidir.)

V. 1909 KANUN-U ESASİ:( İKİNCİ MEŞRUTİYET)

İkinci meşrutiyet bir kırılma noktasıdır. Padişah sembolik bir makam olmuş ve tam anlamıyla anayasal monarşi zirveye çıkmıştır.

Padişahın ne yasama ne yürütme yetkisi vardır, sembolik devlet başkanıdır. Yani padişahın siyasal sistemdeki etkisi kırılmıştır. Meşruti monarşi olmuştur. Ve 1876 anayasası 1909 anayasasına göre büyük ölçüde değiştirilmiştir.

TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

m.10: Kanun dışı tutuklama yasağı      m.12: Sansür yasağı

m.120: Benimsenmiş toplanma            m.119: Haberleşme gizliliği

m.120: Dernek kurma hakkı                 m.113: Padişahın sürgün yetkisi kaldırılmıştır

YASAMA

Meclis-i Mebusun ve Heyet-i Ayanın yapısında değişiklik olmadı. Ancak yasama yetkisinde değişiklikler yapılmıştır.

Bir kere padişah artık egemen değildir. Çünkü Padişah’ın mutlak veto yetkisi kaldırılmış sadece geciktirici ve zorlaştırıcı veto yetkisi vardır.  Parlamento bir kanunu Padişah’a rağmen çıkarabilmektedir.

YÜRÜTME

1876 Kanun-u Esasideki Padişah’ın görev ve yetkileri, 1909 değişikliğinde de esas itibariyle kurulmuştur. Ancak artık Padişah bu yetkilerini sadrazam ve ilgili vekilin karşı- imzasıyla kullanabilir. II. Meşrutiyet ile Padişah artık kimseyi sürgüne gönderemez. Fesih hakkı ile milletler arası antlaşma yapma yetkisi Meclis-i Umumi’nin tasdiki şartına bağlanmıştır.

Heyet-i Vükela: Artık bu meclisin kuruluşunda sadece sadrazam Padişah tarafından atanacak, diğer vekiller (bakanlar) ise sadrazam tarafından seçilecektir.

Hükümet’in kuruluşu tam anlamıyla parlamenter sisteme uygun olmuştur. Bakanlar Kurulu (Heyet-i Vükela)  artık padişaha karşı değil, Meclis-i Mebusana karşı sorumludur. Ayrıca bakanlar artık kolektif ve bireysel olarak sorumlu durumdadırlar.

Meclis-i Umumi Heyet-i Vükelayı güvensizlik oyuyla düşürebilmektedir. Artık yürütme yetkisinin asli unsuru Heyet-i Vükeladır. Padişah asli unsur olmaktan çıkmıştır.

YARGI

1876 Kanun-u Esasi yargı sisteminin iyi olduğunu söylemiştik. 1909 Kanun-u Esasi (2. Meşrutiyet) de değişiklik olmamıştır.

1909 KANUN-U ESASİ DEĞERLENDİRMESİ (2. MEŞRUTİYET)

1909 değişiklikleriyle artık Osmanlı rejimi bir ”meşruti monarşi” (sınırlı, anaysal) haline gelmiştir. Böyle bir sistem esas itibari ile demokratiktir. Yasama yetkisi halkın temsilcilerinden oluşmakta, yürütme yetkisi ise esas itibari ile yasamanın güvenine dayanan hükümettedir. Padişahın gerek yasama gerek yürütme alanındaki yetkileri semboliktir. 1909 İkinci Meşrutiyet ile Osmanlı mutlak monarşiden kesin olarak çıkmış ve sınırlı monarşi dönemine girmiştir.

DEVAMI

                           CUMHURİYET DÖNEMİ ANAYASAL GELİŞMELERİ 

Cumhuriyet dönemi anayasalar sırasıyla;

1921 ANAYASASI  ( Resmi adı Teşkilat-ı Esasiye Kanunu)

1924 ANAYASASI  (Resmi adı Teşkilat-ı Esasiye Kanunu)

-1961 ANAYASASI

-1982 ANAYASASI HAZIRLANMASI

 

1921 ANAYASASI

Yumuşak bir anayasadır. Kanunlar gibi nitelikli bir çoğunluk aranmadan yapılmıştır. Kanunlar gibi değiştirilebilir. 23 maddelik kısa bir anayasadır. Bu dönem 1921 Anayasası ve 1876 Kanun-u Esasi’nin bir arada olduğu iki anayasalı bir dönemdir.

1921 Anayasası çok açık bir şekilde milli egemenlik ilkesini ilan etmektedir. Ayrıca meclis hükümeti sistemi yani yasama ve yürütme kuvvetlerinin mecliste toplandığı bir kuvvetler birliği hükümet sistemidir.

Bakanlıkları TBMM seçer ve vekiller aracılığıyla yönetir. İstediği zaman görevden alabilir.

Meclis hükümeti sisteminde (1921 Anayasası) bir devlet başkanlığı makamıda yoktur. 1921  Anayasası devlet başkanının görev ve yetkilerini Büyük Millet Meclisi Reis’ine vermektedir.

1921 Anayasası içeriği bakımından olmasa da  hazırlanış şekli bakımından en demokratik anayasadır.

1921 Anayasası Yargı

1876 Kanun-u Esasi yürürlükte olduğu düşünülebilir. Ancak uygulama da öyle olmamıştır. Bu dönemde yargı yetkisi de meclisin elinde olduğu fikri. hakim olmuştur. Bu dönemin olağanüstü koşullarında İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur. Bu mahkemelerin üyeleri meclis tarafından seçilmekteydi. Haliyle hakimlerin bağımsızlığı ve kanuni hakim güvencesine aykırıydı.

CUMHURİYET’İN İLANI 

Saltanat kaldırılmış, birinci meclis sona ermiştir.Cumhuriyet I. Meclis tarafından değil, II. Dönem meclis tarafından ilan edilmiştir.  Bir kanun ile Cumhuriyet ilan edilmiştir.(Cumhurbaşkanlığı makamı oluşturuldu). Cumhurbaşkanı TBMM deki meclis üyeleri tarafından seçilmiştir. Meclis hükümeti sisteminden uzaklaşılarak parlamenter sisteme yaklaşılmıştır. Halifelik kaldırılmış ve hanedan üyeleri sürgün edilmiştir.

1924 ANAYASASI

İkinci dönem TBMM tarafından üçte iki çoğunluk  ile kabul edilmiştir. 1924 Anayasası, 1921 Anayasası ve 1876 Kanun-u Esasisini açıkça yürürlükten kaldırıyordu. Tek anayasa dönemidir. Anayasa’nın üstünlüğü ilkesi ilan edilmiş ancak kanunların anayasaya uygunluğu denetleyecek Anayasa Mahkemesi yoktur. Pratikte büyük ölçüde bu ilke etkisiz kalmıştır.

Katı bir anayasadır. Cumhurbaşkanının onay, veto yetkisi yoktur. Yasama, yürütme, yargı, temel hak ve hürriyetler konularını düzenlemiştir. Anayasa’nın ilk şeklinde devletin dini islam yazılmışken daha sonra (1928) yerine laiklik ilkesi konulmuştur.

En önemli meselelerden birisi ise egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesi kabul edilmiştir. Ve millet adına TBMM bu yetkiyi kullanır.

YASAMA

Yasama TBMM’ye aittir. Tek meclisli bir parlamentodur. Millet tarafından seçilen mebuslardan oluşur. Sorumsuzluk ve dokunulmazlık haklarına sahiptirler.

Meclisin hazırladığı yasa Cumhurbaşkanı’nın önüne gelir, Cumhurbaşkanı en fazla geciktirebilir. Ayrıca meclis kanunları yorumlayabilir.

YÜRÜTME 

Yürütme organı ikili yapıdadır.

-Cumhurbaşkanı

-İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu)

Cumhurbaşkanı: TBMM tarafından ve kendi üyeleri arasından seçilir. Yetkileri sınırlı sayıda ve semboliktir. Ve karşı – imza kuralını kabul eder. Sadece TBMM’ye karşı sorumludur, siyasal sorumluluğu yoktur. Doğa bilecek sorumluluklar başbakan ve ilgili bakana aittir.

İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu)= Başbakan (Başvekil) meclis üyeleri arasından ve Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Diğer vekiller (Bakanlar) Başvekil tarafından ve meclis üyeleri arasından atanır. Cumhurbaşkanının tasdiki gereklidir. Kısacası vekiller, Başvekilin başkanlığında İcra Vekilleri Heyetini oluşturmaktadır. Vekiller kendi işlerinden sorumludurlar.

HÜKÜMET SİSTEMİ

1924 Anayasası, meclis hükümeti sistemi ile parlamenter sistem arasında karma bir hükümet sistemi kurmuştur.

1924 Anayasası, (a) TBMM milletin yegane ve hakiki temsilcisidir. (b) Yasama ve yürütme kuvvetleri Büyük Millet Meclisinde belirir ve toplanır (c) Meclis, Hükümeti her vakit denetleyebilir ve düşürebilir, gibi özellikleri TBMM’ye vermesi meclis hükümeti sistemini anımsatır.

1924 Anayasası, (a) Yürütme yetkisine sahip olan TBBM’ nin yetkisini kendi seçeceği bir Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu eliyle kullanması (b) Hükümetin kuruluş şekli (C) En önemlisi parlamenter sistemin temel ilkesi ” hükümetin kolektif sorumluluğu ilkesi” özelliği parlamenter sistemi anımsatır. İfade de kuvvetler birliği, uygulamada ise kuvvetler ayrılığı vardır.

TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER

1924 Anayasası, temel hak ve hürriyetlerin felsefi kökeni ve sınırları konusunda 18. yy filozoflarının geliştirdikleri tabii hukuk doktirini benimsemiştir.

Çok Partili Dönem

Türk tarihinde ilk kez çok partili hayata 1924 Anayasası döneminde geçilmemiştir. Çok partili hayata ilk kez İkinci Meşrutiyette (1908) geçilmiştir. Bu çok partili dönem, aslında birinci ve ikinci gruplardı altında birinci TBMM döneminde de sürdürülmüştür.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir