Kelime-i Tevhid Okumanın Fazileti

“La ilahe illallah, Muhammedün Resulallah.”

İslam, alemlerin Rabbi olan Allah tarafından biz ademoğluna gönderilen en son ve hak olan dindir. Dinimizden sonra yeryüzüne bir başka din daha gönderilmeyecektir. Bunda hiçbir şüpheye yer yoktur. Bu biz müslümanlara Kuran-ı Kerim’de geçen ayetler ile bildirilmiş ve tastik edilmiştir. Peygamberimizden sonra bir peygamber daha gönderilmeyeceğide aynı şekilde yüce kitap Kuran ile onaylanmıştır. Müslüman olmanın ve İslam’a girmenin ilk koşulu Kelime-i Tevhid’dir diyebiliriz. Bu ulvi ve yüce  cümlenin ilk önce açıklamasını yapalım daha sonrada faziletlerini sizlere anlatalım.

“La ilahe illallah, Muhammedün Resulallah.”

“La ilahe illalah”ın kelime manası; “Allah’tan başka ilah yoktur!” demektir. Bu cümleyi kalbimizden inanarak ve hissederek söyleyerek yeryüzünde ve gökyüzünde Allah’tan başka hiçbir yaratıcı güç olmadığını kabul ettiğimizi beyan ederiz.

“Muhammedün Resulallah” kelime manasına bakar isek: Resulallah kelimesini ikiye bölelim. “Resul’Allah” Yani Allah’ın Resulü manasını taşımaktadır. Resul kelimesi ise Allah’ın elçisi, peygamberi anlamını taşır. Muhammed’ün kelimesini ise açıklamaya gerek görmüyoruz. Böylelikle Muhammed’ün Resulallah diyen kişi ise “Muhammed, Allah’ın peygamberidir” demiş olur. Böylece yüce Peygamberimizin peygamberliğini kabul etmiş olur. Cümleyi birleştirdiğimizde ise: “Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun peygamberidir” cümlesini kalbimizden hissederek söylemiş oluruz. Böylelikle İslam’a giriş, müslüman oluş başlamış olur. Bu insanlık için bir müjde, bir sevinçtir.

Alemlerin yüzü suyu hürmetine yaratıldığını her seferinde altını çizerek ifade ettiğimiz Peygamberimiz, Kelime-i Tevhid ile ile ilgili olarak zikrin en faziletlisi sözlerini söylemiştir. Bu ifade ile zikirlerin ne kadar önemli olduğunu, fakat kelime-i tevhid’in sürekli dilimiz ve kalbimiz ile zikredilmesinin daha çokça ne kadar önemli ve faziletli olduğunu anlıyoruz.

Konuyla ilgili olarak Ashab-ı Kiram’ın yaşadığı bir örneği de sizler ile paylaşalım. Birgün Peygamber Efendimiz’in ashabı kendisine “İmanımızı nasıl tazeleyelim?” diye bir soru yöneltiyorlar. Bu sorudan sonra ise Peygamber Efendimiz “La ilahe illallah” sözünü sıkça tekrarlayın diyor. Gördüğümüz gibi imanımızın tazelenmesinde, kalbimizin temizlenmesinde, içimizin huzur ve şifa bulmasında, daraldığımız anlarda ferahlamak için sürekli olarak kelime-i tevhid’i zikretmeliyiz.

Beyazıdi Bestami hazretlerinin ne kadar büyük bir alim olduğunu tasavvuf ehline dalmış olupta bilmeyen oldukça azdır. Birgün bu ulemaya bir kişi giderek “Kelime-i Tevhid cennetin anahtarıdır.” demişti. Beyazıdi Bestami hazretlerinin ise burada verdiği cevap oldukça mühimdir. Hatta günümüzde pek çok müslümanın yaptığı hataları yüzümüze vurur derecesindedir. Beyazıdi Bestami bu noktada özetle şöyle bir cevap vermiştir .

  • Kelime-i Tevhid cennetin anahtarıdır lakin dişlileri olmayan, eriyen bir anahtar kapıyı açmaz. Bir anahtarın kapıyı açabilmesi için dişlilerinin olması gerekmektedir. İşte bu konuda Kelime-i Tevhid anahtarının cennet kapısını açabilmesi için gerekli dişliler şunlardır:
  • Yalansız, gıybetsiz ve günahsız bir dil. İşte böylelikle müminler birbirlerinin hakkına girmeyecekler ve kalpten geçirerek Kelime-i Tevhid’i zikir edebilecekler.
  • Hileden ve hıyanetten arındırılmış tertemiz bir kalp. Kalbimiz kirli şekilde Kelime-i Tevhid’i ne kadar zikredersek edelim kalbimize işlemeyecektir. Kalbin kararmış halde olmasıyla söylenen Kelime-i Tevhid’in bize ne kadar faidesi olabilir? Bu da Beyazidi Bestami hazretlerinin bizlere verdiği önemli tavsiyelerdendir.
  • Haram olan şüpheli olan bütün gıdalardan temizlenmiş bir mide. Günümüzde pek çok gıdayı tüketirken büyük gıda firmalarının içine ne gibi maddeler kattığına bakmıyoruz. İncelemiyoruz. İşte bu noktada içinde belkide domuz yağı bulunan gıdaları tüketiyoruz. Bu oldukça tehlikeli bir durum çünkü domuz yiyen kişi gittikçe domuzun karakteristlik özelliklerini alır. Aynı şekilde sürekli ve devamlı sığır eti yemekte dinimizce pek uygun değildir. Neyi sık şekilde tüketirseniz onun özelliklerini kendinize almış olursunuz.
  • Gurur ve kibir insanın en büyük düşmanıdır. Gururlu ve kibirli olan bir kalp Kelime-i Tevhid’i ne kadar dile getirirse getirsin bu ona faide vermez. İçine işlemez. Gönlünden tam anlamıyla bu zikri geçirmiş olmaz. Nefsani arzular ile kavrulup haramların içinde kavrulan bir insan ne kadar bu cümleyi salih şekilde söyleyebilir?

Yukarıda saydığımız maddelerden birini veya tamamını yaşayan insanların Kelime-i Tevhid zikrini yapması yanlıştır veya kabul olmaz diye söylediğimiz bir durum yok. Kesinlikle günahkar olan müminler temizlenmek için bu zikri sıkça tekrar edebilirler. Önemli olan zikri tekrar ettikçe ve temizlendikçe bu günahlardan ve yanlışlardan uzaklaşmaktır .

Kelime-i Tevhid’i dilimize dolamalıyız. Bunu başarmak için şöyle bir projeye imza atabiliriz. Örneğin günümüzde pek çok insan dinlenen popüler müzikleri diline dolayarak yollarda söyleyerek yürümektedir. Eğer bizlerde işlerimizden arta kalan vakitlerde elimize bir tesbih veya zikirmatik alırsak sürekli olarak kelime-i tevhid’i söylersek bunu kendimize bir alışkanlık haline getirebiliriz. Böylelikle dilimizde yer eden bu cümleyi her boş anımızda kendimiz dahi farkında olmadan istemsizce tekrar etmiş olacağız. Buradan alınacak olan sevaplar küçümsenmemeli ve bu huy edinilmelidir .

Kimi rivayetlere göre yetmiş bin kelime-i tevhid okuyanın cennetle müjdelendiği söylenmektedir. Bunun kaynağı ne kadar tam olarak bilinmesede uygulanmasında herhangi bir sorun yoktur. Aksine müslüman olan kişi buradan kazanacağı sevabı düşünerek yetmiş bin kelime-i tevhid çekmelidir .

Kıssalarda anlatılan bir olaya göre bir gün Şeyh Ebu’r-Rebi bir genç ile yemek yiyordu. Bu gencin keşfi Allah tarafından açılmıştı ve gözlerinden bazı zamanlar perdeler kaldırılıyordu. Bu genç bu sayede biz insanların göremeyeceği bazı durum ve halleri görebiliyordu. Yemek sırasında genç birden elindeki kaşığı bırakarak hüzünlü ve mahsun bir hal aldı. Durumun ne olduğunu Şeyh Ebu’r-Rebi sorunca bu genç yemek yediği sırada karşısında annesini gördüğünü ve annesinin cehennem ateşleri içinde yandığını beyan etti. Bu duruma oldukça üzülen Şeyh Ebu’r-Rebi Hazretleri yemekten önce çektiği yetmiş bin kelime-i techid zikrini bu gencin annesinin ruhuna bağışladığını içinden kendi kendine söyledi. Genç bir anda gülümsemeye ve mutluluktan neşe saçmaya başladı. Bu durumu gören Şeyh Ebu’r-Rebi hazretleri bu sefer gence neden güldüğünü ve mutlu olduğunu sordu. Genç bu sefer annesinin cennet ferahlığına kavuştuğunu ve cennetliklerden olduğunu söyledi. Genç bunun sebebini elbette ki bilmiyordu. Keşfi o kadar derun değildi. Fakat Şeyh Ebu’r-Rebi Hazretleri bu kadının neden bir anda cehennemliklerden alınıp cennetlikler arasına konulduğunu gayet iyi biliyordu. Bunun sırrı çekmiş olduğu yetmiş bin kelime-i tevhid zikrinin sevabını bu kadının ruhuna bağışlamış olmasıydı. İşte yetmiş bin kelime-i tevhid zikrinin cennetle müjdelenmeye vesile olmasıyla ilgili anlatılan bu hikayede durum özetle budur. Bunun gerçekliğine inanmayan bir mümin olsa bile denemekten ne zarar gelir mantığı ile hareket etmeli ve yetmiş bin kelime-i tevhid zikrinin sevabına nail olmalıdır. Mümin üşengeç olmamalı ve Peygamberimizin nasihati gibi bir işi bittiğinde hemen bir başka işe koyulmalıdır. Gevşeklik ve rahatlık biz müminler için değildir. Bizler bedenimizle çalıştığımız gibi dilimiz ile de en çok Allah’ı zikretmeliyiz. Bu zikirlerden en hayrlı olanı ise şüphesiz ki Kelime-i Tevhid’dir. O ne güzel kelimedir .

Hasbinallah ve niemel vekil .

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir